IRKÇILIĞIN YÜKSELEN DALGALARI

Türkiye’de son 19 yıl içinde yaşanan değişiklikler, hem toplumsal hem de siyasal olarak büyük bir dönüşümün işareti olarak kendini gösteriyor. 2000’li yıllardan beri yaşadığım Türkiye ile şu anki durumu karşılaştırdığımda, toplumda artan yabancı düşmanlığının belirgin bir şekilde arttığını gözlemliyorum. Geçmiş yıllarda bazı olayları izole vakalar olarak ele alabilirken, son üç yılda yabancı düşmanlığının genel olarak yükseldiğini görmekteyiz. Bazı marjinal grupların Türkiye’ye ciddi zararlar verdiği artık genel kabul görmelidir. Bu artan yabancı düşmanlığı, “ortalama bir Türk vatandaşı” olmayan herkese zarar verme potansiyeline sahiptir. Maalesef, sağlık turizmi ve eğitim danışmanlığı gibi faaliyetlerimiz bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. Üzücü olan, bu karşıt söylemin yeterince geliştirilmemesi ve genellikle reaktif tepkilerle yetinilmesidir. Ayrıca, ırkçı eylemlere ciddi cezai yaptırımların olmaması, ırkçıların özgürce hareket etmelerine olanak tanımaktadır.

Ortalama bir Türk vatandaşı gibi görünmediğimiz için günlük yaşantımızda hem halkla hem de kamu kurumlarındaki görevlilerle sorunlar yaşayabiliyoruz. Örneğin, iş gereği sürekli yurtdışına seyahat ettiğim için zaman zaman hudut kapılarında görev yapan polis memurlarının Türk pasaportumu görünce tepkileriyle karşılaşabiliyoruz. Ayrıca, herhangi bir olay nedeniyle karakola başvurduğumuzda, mağdur olsak bile görevli polislerin tutumları farklı olabiliyor. Şubat 2021’de bir aracın bize çarpıp kaçması sonucu şikayetçi oldum, ancak karakoldaki polis memuru, “Sen yeni vatandaş oldun, suça karışırsan vatandaşlığın düşer” şeklinde konuştu, halbuki ben mağdur olan kişiydim.

Başka bir örnek, 3 Ağustos 2023’te Fatih’te telefonla navigasyonu kullanırken, hiçbir neden olmaksızın polislerin hakaretine maruz kaldım. Maalesef, SGK’lı olmama rağmen devlet hastanelerinden hizmet almaktan çekiniyoruz. Örneğin, Ramazan ayında eşim hastalandığı için Başakşehir Devlet Hastanesi’ne gittik ve bazen hastane çalışanlarının, bazen de hasta yakınlarının olumsuz davranışlarına maruz kaldık. Başka bir örnek, 3 yaşındaki kızımın kolunun çıktığı bir durumda Çam Sakura Hastanesi’ne götürdük. Görevli personel, yardımcı olmak yerine “bunlar nasıl kimlik alıyorlar” gibi konuşmalar yaparak tartışmaya yol açtı.

Bu tür olaylar sadece resmi veya kolluk kuvvetleriyle sınırlı değildir. Örneğin, 18 Temmuz 2022’de Kuveytturk Kıstaşı-İstanbul şubesinde hesap açtırmak istediğimde, oradaki yetkililer yeni vatandaşlık durumum nedeniyle banka hesabı açmama izin vermediler. Bu olaya dava açmak için avukatımı devreye soktum, ancak herhangi bir gelişme yaşanmadı.

Sonuç olarak, marjinal sağ grupların yaydığı yabancı düşmanlığına karşı mücadele etme zamanının geldiğini düşünüyorum. Vicdan sahibi herkesin, devlet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak ırkçılığa karşı harekete geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde, ırkçı grupların Türkiye’ye verdiği zararın onarılması zor olacaktır.

Selamlar.

Malum nedenlerle ismini belirtmek istemeyen, İşadamı, 20 yıldır Türkiye’de yaşayan, Türkiye vatandaşı, Türkiye’de okuyan, Türkiye’de ciddi işler yapan, Türkiye’de evlenen ve ırkçı Türklerden çok bu topraklara hizmet eden bir Afrikalı Müslüman yazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir